3 Şubat 2020

Terapi ilerlemediğinde bu çıkmazın üstesinden nasıl gelinir?

Elbette harekete geçerek. Ve psikoterapide harekete geçmek, konuşmaktan vazgeçmemek demektir; zira duraksamaya geçen danışanlar yavaş yavaş konuşmayı bırakırlar. Danışanın tıkanma hissettiğini, cesaretinin kırıldığını ifade etmesi ve terapistini bu şekilde uyarması gerekir. Kısacası, yaşadığı zorluğu terapiye taşıması gerekir. “Ben kendi terapistime en itiraf edilemeyecek düşüncelerimi açarken, beni esir eden duraksama hissinden kurtulduğumu görmüştüm” diyor Rani Duprat. Yani bunu bir tür, değişime olan direncimizi kırma yöntemi olarak görebiliriz. Çünkü danışan tedavinin peşini bırakırsa, ilgisizlikten şikâyet eden depresyon hastası depresyondan çıkamaz, takıntı hastası onu esir eden tekrarlarından kurtulamaz ve terapistini bilinçli olarak başarısız hissettirmek isteyen histeri hastası da tedavisinde bir gıdım yol alamaz.

Terapistlerin gözünden bakalım şimdi bir de bu duruma. Rani Duprat sürecin terapistler için aynı hastalarınki gibi ilerlediğini belirtiyor. “Bir terapistin hastasına açıkça ‘Bana ne dediğinizi anlamıyorum’ veya ‘Hâlâ aynı konuları masaya getiriyorsunuz’ demesi tıkanıklığın önüne geçebilir.” Terapist ile danışanının derin bir çıkmaza girdiği durumlar için Valerie Blanco “kum tanesi” adını verdiği bir yöntem tavsiye ediyor: “Hastanın konuşmasındaki tıkanmanın önüne geçmek için acı mekanizmasına aykırı sorular sızdırırız.” Bazı psikanalistler ise tıkanma hallerinde parmaklarını masaya vurmaya başlar veya ses tonunu değiştirir.

Ancak bu da işe yaramazsa, danışan başka bir meslektaşa yönlendirilir. Alain Gérard bunun geçici bir çözüm olarak uygulanabileceğini belirtiyor ve ekliyor: “İşinin ehli bir terapist tüm bilime hâkim ve kendi tekniğinin her derde deva olamayacağının bilincinde olandır.” Terapiyi veya terapistini değiştirmek kişi için sorunları üzerinde başka bir yöntemle çalışması anlamına gelir ve işe yarayabilir.

Örneğin Nihan, kabullenemediği bir ayrılığın ardından analitik psikoterapi görmüş, ancak yıllarca “geveledikten” sonra, EMDR uzmanına yönlendirildiğini anlatıyor. “10 yıl devam ettiğim terapi boyunca ergenliğimde yaşadığım tecavüzü hiç anlatmadım. Travmalar üzerine uzmanlaşmış kadın bir terapistim var artık. Birkaç hafta içinde dilim çözüldü ve içimi dökebildim.”

İlginizi Çekebilir:   Konuşmadığını İyileştirebilir misin?

Terapiye son vermek, hâlâ birçok kişinin boşa kürek çektiğini düşündüğü için zihnini meşgul eden bir kararsızlık olmaya devam ediyor. Yine de terapiyi bitirme konusu terapistle danışanının üzerinde çalışacağı ve diyalog geliştireceği bir konu olabilir. Hangi sebeplerle ve nasıl bir süreç geçirerek bitirilmeli? Çünkü terapistine haber vermeden birdenbire terapiyi bırakanların semptomları mutlaka hayatın başka alanlarında onlara yine musallat oluyor. Bu yüzden yöntemini tamamen değiştirmesi istenecekse bile terapistle çıkılan ve azımsanmayacak kadar ilerlenen yoldan ayrılmamak iyi olacaktır.

Bir cevap yazın