16 Şubat 2020

Psikolojik Sendromlar

Psikolojik Sendromlar oldukça çeşitlidir.Psikoloji dünyasında sıkça rastlanan Sendromlardan bazılarını açıklamaya çalıştık .Sendrom tıp dilinde, belirgi, nedenleri tek tek açıklanamayan, birlikte rastlanılan bulguları tanımlamakta kullanılır. Psikolojik sendrom, kısaca ve basit olarak, istem-dışı içine düşülen kısır döngü olarak tanımlanabilir.

Anti-Ego Muhalifliği Sendromu

Özellikle hayatının büyük bir kısmını sanata vermiş fakat bu konuda ciddi bir sanat kariyeri elde edememiş bir çok tasarımcı ve sanatçının ister istemez içine düştükleri psikolojik rahatsızlık

Bu rahatsızlığın en büyük sorunu yaşanılan başarısızlık yüzünden toplumun beyendiği eserlere eleştirsel yaklaşımlarda bulunulması. bazı ileri saffa durumlarında toplumca beyenilen eserleri yok etmeye kadar giden fiili eylemlerde bulunma arzusu görülmektedir.

Fakat modern psikoloji bu rahatsızlığı temel belli katagoriler içinde incelediği için tam anlamıyla bu rahatsızlığın bilimsel bir tanımı yapılmamıştır.

Asperger Sendromu

Asperger Sendromu 1944 yılında Avusturyalı hekim Hans Asperger tarafından “otistik piskopati” olarak tanımlanmıştır. Asperger Sendromu, otizmin uç bir bozukluğu olarak düşünülmektedir. Sendromun ana belirtileri aşırı içe kapanıklık, tekrarlayıcı davranışlar, tekdüze bir konuşma, belli bir konuya abartılı ilgidir.

Aşırı Empati Sendromu

Psikolojide “başkası bu konuda ne düşünür”, genel halk arasındaki tabiriyle “elalem ne der” düşüncesiyle birey hayatında kişisel olarak yapacağı seçimlerde bulunması ve bir noktada kendi hayatını başkalarının fikirlerine göre yaşamasına sebep olan bir psikolojik rahatsızlıktır.

Kişinin her adımında kendisinin yerine karşısındakinin, etkileşimde olduğu kişi veya kişileri koymasıdır. Bencilliğin minimum düzeyde olunduğu durum. Bu şekilde iç rahat edecektir; çünkü iyi niyetli olarak yapılmıştır hareket. Bir nevi kendi kişiliğini eritip başkaları için yaşamaktır.

Genel sebepleri, kişinin kişiliğinin tam olarak gelişmemiş kendi geleceği hakkında kendi sorumluluğunu taşıma bilinçine ulaşamamış, çevre ve mahalle baskısının tercihlerine yönvermesine izin vermiş olup aynı zamanda bu kadar ve düşünceleri benimsemesinde ötürü olaşan kişisel psikolojik bir rahatsızlıktır. Toplumda kendini gösterememe, kendini kabullendirememe, sevilmek ihtiyacı, faydalı olduğunu hissetme ihtiyacı. Kendini sevme ihtiyacı.

Alice Harikalar Diyarında Sendromu

Alice Harikalar Diyarında sendromu kişilerin boyut algısını bozuyor. İsmini Lewis Carol’ın ünlü kitabından alan sendrom, kişinin algı fonksiyonlarını etkileyen nöropsikolojik bir rahatsızlık. Hatırlarsanız hikayede Alice, kendisini bazen ufacık bir delikten geçerek tavşanı kovalayacak kadar küçük, bazen de bir odanın dört duvarı arasına sıkışacak kadar büyümüş buluyor. Çok nadiren görülmekle beraber Alice Harikalar Diyarında sendromuna sahip kişiler de benzer bir deneyim yaşıyorlar. Makropsi (cisimleri olduğundan büyük görme), mikropsi (cisimleri olduğundan küçük görme), pelopsi (cisimleri olduğundan yakın görme) ve teleopsi (cisimleri olduğundan uzakta görme) gibi boyutları hatalı algılama durumu söz konusu olabiliyor. Düz çizgiler dalgalı, renkler olduğundan daha parlak görülebiliyor. Bu rahatsızlık algı hatalarının yanı sıra migrene de sebep oluyor. Genellikle çocukluk çağlarında başlıyor ve ergenlikte kendiliğinden sona eriyor.

Balık Kokusu Sendromu

Muhtemelen dünyadaki en kötü rahatsızlıklardan biri olan bu rahatsızlıkta hasta tremitilamin enzimini parçalayamadan idrar, ter ve nefes yoluyla atar. Bu da çok ama çok kötü bir kokuya sebep olur. 

Boantropi Sendromu

Boantropi rahatsızlığından mustarip kişiler, kendilerini büyükbaş hayvan (özellikle de inek ve öküz) zannediyor. Genellikle bir rüya olarak başlayan hastalık, kişi uyandığında devam eden bir delüzyona dönüşüyor. Daniel kitabındaki metinlere bakılırsa Babil kralı Nebukadnezar’ın bu hastalığa sahip olduğu anlaşılıyor.

CAPGRAS Sendromu

Fransız psikiyatr Capgras tarafından 1923 yılında tanımlanmış sendromun başlıca özelliği, kişinin çevresindekilerin gerçek olmadığına, başkalarının onların yerine geçtiğine inanması olarak tanımlanıyor.

Kadınlarda biraz daha fazla görülen bu sendrom sanısal bozukluklardan biri olarak sınıflandırılabileceği gibi şizofreninin bir belirtisi olarak da görülebiliyor. Hasta, kendisini oldukça karmaşık bir komplonun içinde hissediyor ve çevresindekilerin farkında olmaksızın değiştirildikleri düşüncesinin rahatsızlığını yaşıyor.

Cain Sendromu

(kabil)/kardeş kompleksi: Kardeşe karşı rekabet, saldırı hatta öldürme hisleri ile giden durum. Kabil ve Habil Adem ile Havvanın oğulları olup,oğullarından biri diğerini öldürmüştür.

Cotard Sendromu (yadsıma sanrısı)

Kişi yoğun bir şekilde ölüm, her şeyin mahvolduğu (ailesinin yok edildiği, parasız ortalıkta bırakıldığı gibi), vücudunun çalışmadığı (hatta organlarının çürüdüğü) düşünceleri içindedir. Ağır depresyonlar ve psikoz durumlarında gözlenir.

Çözülmeli Füj Sendromu

Bu sıkıntıdan muzdarip olan kişi beklenmedik bir anda ve anlaşılmaz şekilde,kim olduğunun farkında olmadan ve oraya nasıl geldiği hakkında hiç bir fikre de sahip olmadan bir yerden bir yere dolaşır durur.

Genelde uzun süren ağır duygusal ve fiziksel stres yaşıyor olmak, psikotik uyuştucu ve bazı ilaçların kullanımı ve belli başlı akli durumlar bu atakların oluşmasına zemin hazırlar.

De-Clerembault (Erotomani):

Kadınlarda gözlenen, genellikle kendisinden daha yüksek sosyokültürel düzey ve kendinden daha yaşca büyük hatta şöhretli, meşhur kimselerin kendisine aşık olduğu şeklinde bir düşünce içeriğinin olduğu durum. Sanrısal bozukluğun erotomanik tipinde gözlenir.

Diyojen Sendromu

Komşunuz çöplerini hiç atmıyor, her şeyi biriktiriyor ve hepinizden kopuk mu yaşıyor? Kendisi Diyojen sendromundan muzdarip olabilir. İsmini Sinoplu filozof Diyojen’den alan bu rahatsızlık, genellikle ileri yaşlarda görülüyor. “Gölge etme başka ihsan istemem” sözüyle tanınan Diyojen gibi bu kişiler toplumun ne dediğini umursamadan sade bir yaşam sürmeye gayret ederler. Genellikle entelektüel açıdan yüksek seviyelerde olan kişilerde gözlemlenir. 

İlginizi Çekebilir:   Sosyal Fobi Terapisi (Örnekleri Vakalar)

Dunning-Kruger Sendromu

Dunning–Kruger etkisi ya da Dunning–Kruger sendromu, Cornell Üniversitesinin iki psikologu Justin Kruger ve David Dunning’in tanımladığı bir algılamada yanlılık eğilimidir. 

Cornell University’de görevli psikologlar Justin Kruger ve David Dunning’in tarihe geçmelerine ve 2000’de Nobel almalarına neden olan tanı, “Cahil cesareti” olarak tanımlanıyor. Teorileri özetle, “cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır” diyor.

Don Juan Sendromu

Karşısına çıkan kişilerle devamlı olarak cinsel ilişkide bulunarak, o kişileri adeta bir eşya yerine koyan, bu cinsel girişimlerden gene de sıkıntı duyan, sık bir şekilde eş değiştiren kişiler anlatılmak istenir. Kadınlarda görülen şekline nymphomania denir.

Fregoli Sendromu

Bu Capgras Sanrısının tam tersi bir durumdur. Fregoli Sendromu durumunda bundan muzdarip olan kişifarklı insanların aslında görünüşlerini değiştirebilen ve farklı kişiler gibi davranıp hareket edebilen aynı insanlar olduğuna inanır. 

Hayalet Uzuv Sendromu

Literatürde “Phantom Ağrı Sendromu” olarak da geçen bu sendrom bedende bulunmayan bir uzvun varmış gibi hissedilmesi, bazı durumlarda da şiddetli ağrıların hissedilmesidir. Phantom kelimesinin anlamı hayali, aslında olmayan bir şeyin varmış gibi görünmesi, aldanış anlamına gelmektedir. 

Herakles Sendromu (kompleksi)

Babanın çocuklarından nefret etmesi ile seyreden duygusal karmaşası olarak tanımlanmıştır.

Huzursuz Bacak Sendromu

Sık görülen rahatsızlığı yaşayanlar genellikle yatağa girip hareketsiz kaldıklarında bacaklarında fark ettikleri, ancak tam olarakda tarif edemedikleri rahatsız edici hislere kapılıyor. “Baldırlarım ağrıyor”, “bacaklarıma derinden bir şeyler batıyor”, “yanıyor” gibi çok farklı şekillerde şikayetlerini tarif ederken, bu hislerin tümü istirahat halinde ortaya çıkıp, hareket ile kayboluyor.

Bu nedenle bu hisler sadece yatarken değil gün içinde özellikle uzun süre hareketsiz kalındığında da ortaya çıkıyor ve kişi bacaklarını hareket ettirme ihtiyacı duyuyor.

Bu rahatsızlık uykusuzluğa ve buna bağlı yorgunluk, dikkat ve konsantrasyonda azalma ve kişilik değişikliklerine neden olabiliyor.

İki Yaş Sendromu

Çocuklarda 2 yaş sendromu olarak bilinen dönem, ortalama 1 buçuk ile 3 buçuk yaş arasında görülen dönemdir. Bu dönemde çocuklar, bebeklik çağını tamamlamış ve kendini anne baba ve diğer aile üyelerinden ayrı bir birey olarak görmeye başlar. Buna bağlı olarak birçok şeyin kendi tercih ettikleri şekilde olmasını istemeye başlar. Bunu yaparken de doğru – yanlış ya da mantıklı – mantık dışı gibi kavramları düşünmezler. Büyüklerinin söylediklerinin aksine davranmayı tercih ederek kendi varlıklarını ispatlama yolunu tercih ederler.

Jocasta Sendromu (kompleksi)

Annenin oğluna hastalık derecesinde ve tüm ruhsal doyuma erişildiği aşırı bağlılığı.

Ganser Sendromu

Kişi sorulan sorulara tam değil ama yakın yanıtlar verir. Belirtiler bir süre sonra kaybolabilir, bilinçteki dalgalanma ile birlikte. Örneğin 3 kere 4 kaç eder sorusuna 13 yanıtını verebilir. Kafa travmaları sonrası, aşırı yorgunluklar bazen de şizofrenilerde gözlenir.

Kimlik Hırsızlığı Sendromu

Kimlik hırsızlığı sendromu, birinin ipliğimizi pazara çıkarabileceği ya da beklentileri karşılayamayacağımız korkusu içinde yaşamaktır. Nasıl bu kadar şanslı olduğumuzu merak edebiliriz ya da birinin ‘gerçek bizi’ tanıyınca nasıl hissedebileceğini. Partnerimizi hayalkırıklığına uğratabileceğimizden veya eski partneri kadari iyi olmayabileceğimizden kaygılanırız. Geçmişte bu kadar iyi olmayan ilişkiler yaşadıktan sonra ‘bu gerçek olamayacak kadar iyi’ diye düşünebiliriz.

Lima sendromu

Lima sendromunu, ünlü Stokholm sendromunun tersi olarak tanımlayabiliriz. Stokholm sendromunda rehin alınan kişi rehin alana sempati geliştirirken, Lima sendromunda ise rehin alan kişi rehin aldığı kişiye karşı olumlu duygular beslemeye başlıyor. Lima’daki Japon büyükelçiliğinde terörist bir grup tarafından gerçekleştirilen rehin alma olayının ardından rehin alınan kişilere sempati geliştirilmesi ve serbest bırakılması olayından ismini alan sendrom, listedeki sendromlar arasında en sempatiği olabilir!

Medea Sendromu

Eşinden nefret eden annenin bunun acısını çıkarmak ve kocasından hıncını almak için çocuklarını öldürmek istemesi ya da nefret etmesi.

Mikropsi veya Makropsi Sendromu

Bu rahatsızlık imgelerin, görüntülerin, mekan ve zaman algısının bozulup karman çorman olduğu sinirsel bir durumdur. En rahatsız edici belirtilerinden biri vücut imgesinin değişmiş olarak görülmesidir.

Bunu yaşayan kişi kendi vücuduna ait kısımların şekil ve boyutları hakkında oldukça büyük bir karmaşa yaşamaktadır. Bu da olağanüstü bir korkuya ve alarm haline yol açar.

Bu daha çok migren, beyin tümörü, uyuşturucu kullanımı ve enfeksiyon ile ilişkilendirilir. Bunun en iyi tedavisi dinlenmedir. Ayrıca bu durum, hikayesinde de benzer bir anlatı olduğu için bazen ‘Alice Harikalar Diyarında Sendromu’ olarak da görülmektedir. 

Moebius Sendromu

Son derece nadir bir nörolojik hastalıktır. Kişi doğuştan yüz felci ile doğar. Kişi gözlerini kapatamaz veya hiç bir yüz ifadesini gerçekleştiremez. Bu kişiler çoğu zaman donuk veya arkadaş canlısı olmayan insanlar sanılırlar. İfadesiz yüzleri onların garip kişiler olarak görünmelerine neden olur.

Munchausen Sendromu

Kişi kendi sağlık durumu ve sosyal koşulları ile ilgili olarak sürekli olarak gerçek dışı bilgiler verir. Ancak bunu bir maddi çıkar sağlamak için yapmaz. Çeşitli hastalıkları taklit ederek, ameliyatlar olabilir. Bunun genel olarak dinleyicileri inandıracak şekilde olmayan şeyleri anlatma,sürekli olarak bir yalan üretiminin olduğu durumuna pseudologia fantastica adı verilir.

İlginizi Çekebilir:   Takıntılı düşüncelere sahip olmanın sonuçları

Olfaktör Referans Sendromu

Çevresine katlanılmaz ölçüde kötü bir koku yaydığına inanan kişi, beden kokusuyla aşırı meşgul olurken ve bundan dolayı kendilerini suçluyor. Gerçekte var olmayan bir koku için sık sık çevrelerinden özür dileyen kişiler, dişlerini fırçalayarak veya sık sık elbise değiştirerek kokudan kurtulacaklarını düşünüyorlar.

Orestes Sendromu

Kişinin annesini öldürme isteği olarak tanımlanmıştır..

Othello Sendromu

Adını ünlü yazar William Shakespeare’in “Othello” adlı eserinden alan bu rahatsızlık, kişinin sevdiği birini hastalık derecesinde kıskanması durumu olarak ifade ediliyor. Eşinin veya sevgilisinin sadık olmadığı düşüncesine kapılan kişiler, kafalarında kurdukları senaryoda ihanete uğradıklarının düşünüp, birlikte oldukları kişilere zarar verebiliyor.

Ördek Sendromu

Ördek Sendromu , sakinlik ile kontrol arasındaki davranışa atıfta bulunmak amacıyla kullanılmaktadır. Anlamı ise; çevrenizdekilerin hayatlarına bakıldığında “kişisel yetersizlik” herkesin hayatına bu kadar hakimken herkes nasıl olur da bu kadar kolay mutlu ve başarılı olabilir. Sizce de herkes bu kadar mutlu, başarılı ve huzurlu mu? 

Paramnezi Sendromu (Çarpık anımsama)

Bu psikolojik rahatsızlık bir yerin replikasının yapılmış olduğuyla karakterize edilmektedir – yani bundan muzdarip kişiler bir mekanın aynı zamanda iki kopyası olduğuna inanır.

Örneğin, bir paramnezi hastası kaldığı hastanenin kopyalandığına ve aynı anda başka bir yerde de var olduğuna inanıyor olabilir. Sanki paralel evrenler yaşıyormuşcasına bir deneyim halinin içinde olurlar.

Paris Sendromu

Paris’e gidip de umduğunuzu bulamadığınız için hastalanabileceğinizi biliyor muydunuz? Endişelenmeyin. Paris sendromu genellikle Japonlarda gözlemlenen, nadir bir rahatsızlık. Fransa’da çalışan Japon psikiyatrist Hiroaki Ota tarafından 1986 yılında ilk kez teşhis edilen sendrom, Japon Büyükelçiliği’nin verdiği bilgiye göre her yıl Paris’te yaklaşık 20 turistte görülebiliyor. Hiroaki’nin açıklamasına göre Paris’e gelmiş olmaktan duyulan heyecan, kişinin kalp atışlarını hızlandırıyor ve akabinde baş dönmesi, sersemleme, nefes darlığı, halüsinasyon görmeye kadar gidebilen semptomlar görülüyor. Paris sendromuna benzer olarak literatüre gecen Stendhal sendromu ve Kudüs sendromu da var.

Patlayan Kafa Sendromu

Beyinde uyku sırasında oluşan algı yanılmalarına parasomni adı veriliyor. Uyurgezerlik, uykuyla uyanıklık ara­sında hayaller görmek en bilinen pa­rasomniler arasında. Patlayan Kafa adı verilen sendrom da bu kategoride değerlendiriliyor.

Kişi uykusu sırasın­da kendisini uyandıracak denli güçlü bir patlama işitiyor. Sesin türü ya da şiddeti kişiden kişiye değişse de, asıl önemli özelliği böyle bir sesin gerçek­te var olmaması. Bu ses yalnızca kişi­nin kendi zihninde “patlıyor”.

Doktor­lar uykunun birinci ya da ikinci saa­tinde, bazen de uyanmaya yakın du­yulan bu sesin fiziksel olarak bir zara­rı olmadığını söylüyorlar. Nedeni çok kesin olmasa da, duyulan seslerin kaynağının aslında beyindeki sinir yollarının bir karışıklık yaşaması ve yanlışlıkla beyne uyarı iletmesi olarak düşünülüyor.

Pazartesi Sendromu

özellikle haftasonu tatilinden sonra yarın tekrar işbaşı yapmak zorunda olduğunu daha doğrusu psikolojik açıdan zorumlulukları düşünme yüzünden haftasonu tatilini psikolojik açıdan tatil değilde sıkıntıya çevirme durumudur. özellikle işbaşı yapıldıktan sonraki gün unutulsada tekrar hafta sonu tatili ile bu sorun git gide takıntıya dönüşebilmektedir.

Peter Pan Sendromu (kompleksi)

Büyüme korkusu olan çocuklarda ve olgun oldukları halde çocuk gibi davranan (sosyal açıdan) insanlarda görülen davranış bozukluklarına verilen addır.

İlk sendrom 1983’de Dan Kiley isimli bir psikanalizt tarafından bulunmuştur. İsmi, James Matthew Barrie’nin Peter Pan isimli romanından gelmektedir. Fakat, Peter Pan Sendromu isimli kitap, bu sendromu detayı ile analiz etsede, DSM-IV tarfından gerçek bir hastalık olarak tanılmıyor.

Bu sendrom en çok olgun yaşta belirtiliyor (sosyal görevleri olduğu andan itibaren). En çok bekar insanlarda görülmektedir. Dan Kiley, bu sendromun küçüklükte, annenin baskısı ve babanın otoritesizliğinden kaynaklanıyor.

Bu sendrom ayrı bölümlere ayrılıyor:

10-15 yaş arası: çocuk dış dünya ile bağlantısını, korku yüzünden, koparmaya çalışiyor. Görevlerinden kaçıyor ve yalnız kalıyor.
16-22 yaş arası: Kendini beğenme ve maçoluk hissediliyor.
23-25 yaş arası: hayattan mutsuzluk ve rahatsızlık hissediliyor.
26-30 yaş arası: sendrom ilerliyor ve durum daha vahim oluyor.
45 yaşından itibaren: tekrardan çocuk olmaya çalışılıyor ve istenilmeyen hayat modundan uzaklaşılıyor.

Pika Sendromu

Kil, toprak, kireç ya da cam yemek… Çocuğunuz bu maddeleri mi yiyor? Halk arasında “Vücutta bir besin eksikliği var” ya da “Psikolojik sorunları var” gibi gerekçelerle yorumlanıyor.

Porto-Rikolu Sendromu (dövüşme hastalığı):

Kişinin bir sıkıntı ya da bir ruhsal yakınmasının (olasılıkla paranoid sanrılar etkisi ile çevreye zarar verme isteği) olması ile başlayan karşısına çıkana vurması, dövmesi ile beliren bir durumdur. Dürtü kontrol bozuklukları, sanrısal bozukluk ve bazı kişilik bozukluklarında gözlenir.

Pseudocyesis Sendromu

Kişi hamile olmamasına karşın, gebeliğin belirtilerini hissedip ( karın ve göğüslerde ağrı,karında büyüme, aşerme gibi), hamile olduğuna inanır.

Rapunzel sendromu

Saç yutma hastalığı olarak da bilinen rapunzel sendromu tıp dilinde ise trikofaji ismiyle adlandırılıyor. Psikiyatrik birtakım sorunların neden olduğu bu hastalık kişilerin kendi saçlarını yeme alışkanlığı kazanmasıyla birlikte ortaya çıkıyor.

İlginizi Çekebilir:   Flynn Etkisi; Öğrenciler artık daha mı zeki?

Stockholm Sendromu

Psikiyatr Nils Bejerot tarafından adlandırılan sendrom, ismini 1973 yılında İsveç’in başkenti Stokholm’de yaşanan bir olaydan almaktadır. Banka soyguncusu tarafından 6 gün boyunca rehin tutulan bir kadın, soyguncuya duygusal olarak bağlanır. Serbest kaldığında soyguncuyu savunmakla kalmaz, nişanlısını terk ederek kendisini rehin alan banka soyguncusunun hapisten çıkmasını bekler. 

Sürekli şiddet yaşamanın bir sonucu olarak kurbanlar saldırganla özdeşleşmeye ve bir hayatta kalma stratejisi olarak onun için hareket etmeye başlayabilir. Kurbanın iradesinin saldırgana bağlı olması gönüllü bir karar değil, şiddetin doğrudan bir sonucudur.

Saç Koparma Sendromu ( Trikotilomani)

İnsanların gövdesindeki kıl­ları, kaşlarını kirpiklerini, özellikle de saçlarını koparmaları ve bunu sürekli tekrar etmelerine trikotilomani adı ve­riliyor. Öyle ki bireyler başlarında kellik oluşuncaya kadar saçlarını koparabiliyor. Bunun engellenmesi durumundaysa büyük gerilimler yaşayabili­yorlar.

Tersi durumda yani saçlarını koparırken büyük keyif aldıkları, hatta rahatlama yaşadıkları görülebiliyor. Kişile­rin büyük çoğunluğu saçlarını koparır­ken acı duymadıklarını tam tersine ke­yif aldıklarını belirtiyor.

Bu sendrom li­teratürde dürtü kontrol bozukluğu olarak ele alınıyor. Dürtü kontrol bozuklukları, kendi­ne ve başkalarına zarar verici şeyler yapmak için duyulan dürtü veya isteğe karşı koymada ve kontrol etmede ye­tersizlik olarak tanımlanabilir. Kişi ba­zen davranışı yapmadan önce artan gerginlik duygusunu hisseder ve sonra gerginlikten kurtulma ve iç rahatlama­sı duygularını hissedebilir.

Trikotilo­mani’nin bir dürtü kontrol bozukluğu tanımlamasına uyan özellikleri, saçları yolmak için duyulan dürtüye karşı ye­tersizlik, saç yolmadan önce artan ger­ginlik ve sonraki iç rahatlığını hisset­meyi kapsıyor.

Stendhal Sendromu

Stendhal Sendromu bir kişide bir sanat eseri üzerinde düşünürken ortaya çıkan fiziksel ve duygusal anksiyete, çözülmeli deneyimler ve hatta halüsinasyonlarla gelen bir durumdur.

Bu psikolojik rahatsızlık genelde insanlar tek bir yerde toplanmış, özellikle güzel ve abartılı bir sanat eseri gördüklerinde ortaya çıkar. Dünyanın olağanüstü doğal güzelliğiyle yüzleştiği zaman aşırı bir tepki veren insanın durumu şeklinde tanımlayabiliriz.

Genelde bu deneyim oldukça sınırlıdır ve bu sendromdan müzdarip kişi minimal destekten başka bir girişime ihtiyaç duymayabilir.

Tükenmişlik Sendromu

Tükenmişlik sendromu, yaygın olarak insanların yüz yüze çalıştığı mesleklerde bireylerin, duygusal yönden kendilerini tükenmiş hissetmeleri, işleri gereği karşılaştıkları insanlara karşı duyarsızlaşmaları ve kişisel başarı duygularında azalma şeklinde görülen bir sendromdur.

Tourette Sendromu

Tourette Sendromu (TS) tekrarlayan istemsiz hareket ve/veya ses tikleriyle gözlenen bir sinir sistemi hastalığıdır. Hastalığa sahip kişilerde zeka geriliği yoktur, sadece karşı konulmaz tiklere mahkumdurlar. Tikler birden ortaya çıkan, hızlı, yineleyici, ritmik olmayan, basmakalıp motor hareketler ve ses çıkarmalardır. İlk kez Fransız Dr. Georges Gilles de la Tourette’in 1885’te 9 hasta üzerinde yaptığı çalışmalar sonucunda net bir şekilde tanımlanmıştır. 

Truman Sendromu

Televizyonların ve popüler kültürün hayatımıza girmesiyle ortaya çıkan bir diğer ruhsal bozukluk da “Truman sendromu”… Bu hastalığa yakalananlar, hayatlarının her aşamasının tıpkı filmdeki gibi gizlice kameraya kaydedilip televizyonda gösterildiğini zannediyor.

Triskaidekafobi ( 13’ten korkma hastalığı )

13 sayısı özellikle Batı uygarlıklarında uğursuz kabul edilir ve birçok kişi batıl inanç olarak bu sayıdan kaçınmak ister. Bununla birlikte bunu çok daha ileri düzeyde takıntıya dönüştürenler, hastalık dere­cesinde rahatsız olabiliyor. Bunun benzeri tetrafobi, yani 4’ten korkma rahatsızlığı da Çin, Japonya, Kore gibi Uzakdoğu ülkelerinde görülüyor. Nedeni ise ölüm ve dört sözcüklerinin söylenişinin birbirinin aynısı olması.

Vampir Sendromu

UV ışığına son derece duyarlı olan bu insanlar %100 korunmasız dışarı çıktıkları zaman ciltleri ışınların etkisi ile yanmaya başlar. Güneş ışığına çıkmak için farklı ekipmanlar kullanmak zorunda olan hastaların şu an için tedavisi yok.

Yabancı Aksan Sendromu

Bir sabah uyandığınızda kendinizi Fransız aksanıyla Türkçe konuşurken bulabilirsiniz! Felç veya travmatik beyin zedelenmesi sonrası görülebilen bu konuşma bozukluğu, ilk kez 1907’de teşhis edilmiş. 1941-2009 yılları arasında ise 62 kayıtlı vaka var. Geçtiğimiz yıllarda yabancı aksan sendromuna yakalanan Amerikalı bir hasta gece çok şiddetli bir baş ağrısıyla yattığını, sabah ise İngiliz aksanıyla konuşarak uyandığını ve bu durumun yaklaşık iki sene sürdüğünü belirtiyor.

Yabancı El Sendromu

El ve ayakların kişiden bağımsız olarak hareket ettiği nörolojik bir rahatsızlıktan söz ediyoruz. Bu rahatsızlık, yaygın olarak sol elde görülüyor. Kişi bazı hareketleri istemsiz olarak yapabiliyor. Örneğin farkında olmadan elini yüzüne dokunurken bulabiliyor. Daha sıra dışı vakalarda kişinin kendi boğazını sıkması veya ağzını yemekle doldurması gibi tehlikeli durumlar görülebiliyor. Bu gibi durumlarda ise genellikle kontrol edilemeyen uzvu, diğer kontrollü uzuvlar durdurmaya çalışıyor. İlk kez 1909 yılında kayda geçen rahatsızlık şimdiye dek yaklaşık 50 kişide teşhis edilmiş olsa da sayının aslında daha yüksek olduğu, bu sendromun başka akıl hastalıklarıyla karıştırılmış olabileceği tahmin ediliyor.

Yürüyen Ceset Sendromu

diye bir hastalık duymuş muydunuz? Bu ruhsal bozukluğa sahip olan hastalar; ölü olduklarını, etlerinin çürüdüğünü, organ ve kanlarının olmadığını düşünüyor!

Bir cevap yazın

Aşkın Celladı – Bir psikoloğun kaleminden

Şöyle bir sahne düşünün: birbirlerini tanımayan üç dört yüz kişiye çift çift ayrılmaları ve eşlerine şu bir tek soruyu tekrar...

Kapat