22 Şubat 2021

IQ’ da cinsiyet farklılıkları; Kızlar mı Erkekler mi?

IQ’ da cinsiyet farklılıkları fikrini çürütenler, yine de, tamamen öğrenilen bir şey olduğunu savundukları toplumsal cinsiyet farklılığı olasılığını kabul etmektedirler. Bunların her kültürde öğrenilen bir şey olduğu, dolayısıyla dikkat çekecek düzeyde kültürel farklılıklar bulunduğu ileri sürülmektedir. Dahası, kültüre yaklaşımımız da toplumsal cinsiyet farklılıklarında değişmelere yol açar.

  1. Zeka kesin olarak ölçülemediğinden, bu alanda cinsiyet farklılığının varlığını ya da yokluğunu kanıtlamak zordur. Bu görüş, ideolojik olarak testlere karşı olan eğitimciler, gazeteciler ya da siyasetçiler tarafından sık sık gündeme getirilmektedir.
  2. Şu iki nedenden biri nedeniyle hiçbir fark yoktur: Birincisi, farkın varlığını destekleyen doğru dürüst evrimsel ya da çevresel bir kuram yoktur. ikincisi, ilk dönemdeki testler fark olmadığını gösterecek kadar gelişkin testlerdir. Yani, alt testler eklenip çıkarılmış ve hiçbir cinsiyetin diğerinden üstün ya da aşağı olmadığı gösterilmiştir.
  3. Cinsiyetler arasında ortalama farklılıkları olmasa da, uçlarda farklılık vardır. Erkekler çan eğrisinin her iki ucunda daha fazla temsil ediliyor görünmektedirler. En zekiler erkekler arasındadır ve en çok sınananlar da onlardır. Bu da, ortalamanın aynı, ama erkekler için dağılımın daha geniş olduğunu gösterir.
  4. Genelde zekayı oluşturan tüm yetenekler açısından, çok sayıda gösterilebilir ve tekrarlanabilir cinsiyet farklılıkları vardır. Bunlar evrimle açıklanabilecek bir nedene bağlıdır.
  5. Ortaya çıkan cinsiyet farklılıkları gerçek değildir. Üç nedenle ortaya çıkarlar: İlk olarak, kızlara alçakgönüllü, erkeklere hırslı olmaları öğretilir. Bu sosyal mesaj da onların testlere farklı yaklaşmalarına yol açar. İkinci olarak, kızların zeki olması toplumsal bir zorunluluk gibi görülmediğinden (özellikle eş seçmede), eğitime ve beceri geliştirmeye daha az yatırım yaparlar. Son olarak da, kadınlar erkeklere göre duygusal olarak daha az dengeli oldukları için endişeleri test performanslarına yansır. Dolayısıyla, ortaya çıkan herhangi bir farklılık altta yatan gerçekliği yansıtmaz.
  6. Cinsiyetler arasında, 15 yaşından sonra erkekler lehine dikkat çekmeye başlayan dört-sekiz puanlık bir üstünlükle gerçek bir farklılık vardır. Ergenlikten önce, aslında kızlar üstündür. Cinsiyetler arasındaki farklılık, uzamsal zekada en fazladır. Farklılık erkekle kadın arasında beyin boyutundaki farklılıkta da (beden ölçüsüne göre düzeltilmiş fark) kendini gösterir. Dahası, bu “gerçek” farklılık erkeğin sanatta, iş dünyasında, eğitimde ve bilimdeki üstünlüğünü “açıklar”.
İlginizi Çekebilir:   Asertiflik Nedir ? Örnek Vakalar

Bir fark var

Zekada cinsiyetler arası farklılığın gerçek ve önemli olduğunu dillendirenler vardır. Bunlar beş sav ileri sürerler.

• Zaman, kültür ve türlere göre hep benzer farklılıklar gözlemlenmiştir (dolayısıyla, bunlar öğrenilmiş olamaz).

• Belli farklılıklar evrimsel uzmanlaşma temelinde (avcı/savaşçı ve toplayıcı/ bakıcı/eğitimci) tahmin edilebilir durumdadır.

• Beyindeki farklılıklar doğum öncesi cinsiyet hormonlarıyla belirlenir; daha sonra da, hormonlar yetenek profillerini etkiler (örneğin, uzamsal zeka östrojenle bastırılır, hormon yerine koyma tedavisi sözel belleği korur).

• Cinsiyet tiplemeli etkinlik toplumsal cinsiyet-rol farkındalığından önce ortaya çıkar. Kızlar 2 yaşına geldiklerinde daha iyi konuşurlar, oğlanlarsa yapı-inşa işlerinde daha iyidir. Bu, öğrenilen bir şey değildir.

• Çevresel etkiler (örneğin beklentiler, deneyim eğitimi) minimum düzeydedir. Bunlar farklılıkları aşırılaştırabilir (ya da belki azaltır).

Doğa mı çevre mi?

Çoğu kültürde erkekler araçsal (iddialı, yarışmacı, bağımsız), kadınlarsa etkileyici (işbirliğine giren, duyarlı, destekleyici) kabul edilir. Ama tümünde böyle değildir. Kimi kültür farklılıklarının biyolojik farklılıklardan kaynaklanıyor olabileceği, ancak toplumsal etmenlerin bunu geçersiz kıldığı öne sürülmektedir. Biyoloji bir kader değildir. Medya, toplumsal cinsiyet rolü gelişimini güçlü biçimde etkilemekle suçlanmıştır.

Son 30-40 yıldır, toplumsal cinsiyet farklılıklarının ortaya çıkışı üzerine çeşitli kuramlar ortaya atılmıştır. Sosyal öğrenme kuramı, çocukların uygun cinsiyet rolü davranışını yaşamlarının önemli bir evresinde üç tür öğrenme yoluyla kazandıklarını ileri sürer: doğrudan öğretme, taklit ve gözlemsel öğrenme. Toplumsal cinsiyet şeması kurarru, çocuklara cinsiyetle ilgili olarak, onlara dünyayı tanıyıp, bu dünyada davranış sergilemelerine yardımcı olacak şema diye adlandırılan belli inanç, fikir ya da yapılar oluşturmalarının öğretildiğini savunur.

İnsanlar rol davranışlarında güçlü biçimde erkek, dişi ya da bunların her ikisi (androgynous) ya da hiçbiri (farklılaşmamış) olabilirler. Uzun süre, androjininin “en iyi” ya da “en sağlıklı” uzlaşma olduğu düşünülmüştür. Bu, günümüzde “metroseksüel” kişi kavramıyla karşılanmaktadır.

İlginizi Çekebilir:   Flynn Etkisi; Öğrenciler artık daha mı zeki?

Bir cevap yazın